Virginia Woolf, “Kendine Ait Bir Oda” eserinde kadın yazarlar için devrim niteliğinde bir soru sorar: “Kadınlar neden erkeklerden daha yoksuldur?” Woolf’a göre bir kadının kurgu yazabilmesi için sadece yeteneğe değil, yıllık sabit bir gelire ve kapısını içeriden kilitleyebileceği bir odaya ihtiyacı vardır. Bu eser, edebi bir deneme olmanın ötesinde, kadınların sanat üretebilmesi için gereken maddi ve manevi bağımsızlığın manifestosu haline gelmiştir.
Woolf’un satır aralarında vurguladığı bu ekonomik özgürlük teması, bugünün “Pink Tax” ve istihdam sorunlarıyla da doğrudan paralellik göstermektedir. Kadınların tarih boyunca eğitimden ve mülkiyet haklarından mahrum bırakılması, onların edebi üretimlerinin de gölgede kalmasına neden olmuştur. Woolf, Shakespeare’in hayali kız kardeşi Judith üzerinden, dehanın ancak uygun şartlar altında çiçek açabileceğini kanıtlar.

Bu yazımızda, Woolf’un modern edebiyata vurduğu mührü ve kadınların yazın dünyasındaki “görünmez engellerini” nasıl deşifre ettiğini ele alıyoruz. “Kendine Ait Bir Oda”, sadece geçmişin bir eleştirisi değil, gelecekteki kadın yazarların bağımsızlık yolculuğu için yazılmış bir rehberdir. Yazmak, Woolf için odanın kapısını kilitleyip dünyanın gürültüsünü susturmakla başlar.